Yankı odalarına nasıl hapsolduk?

Türkiye’deki seçimlerin sonuçları, özellikle aksi sonuç bekleyenler için çok büyük bir şok oldu. Siyaset okumasını sadece sosyal medya üzerinden değil başka verilere dayandırarak yapanlar içinse, ihtimaller dahilindeydi. Peki sosyal medyada esen rüzgar, pek çok seçmeni nasıl aksine bu kadar inandırmıştı? Milyonlarca insan, elindeki telefondan Twitter’a, Instagram’a bakarak, bir tarafın zaferinden nasıl bu kadar emin olmuştu?

Bu soruların yanıtını anlamak için, aslında sosyal medya şirketlerinin algımızı nasıl yönettiğine bakmak gerek. Zira pek çok seçmen farkında olarak ya da olmayarak seçim kanaatini sosyal medya üzerinden ediniyor.

ALGORİTMA KENDİNİZ GİBİ DÜŞÜNENLERİ KARŞINIZA ÇIKARIYOR

Sosyal medya şirketlerinin algoritma yapılanması bir süredir pek çok uzmanın hedefinde. Yazılım mühendisleri tarafından dizayn nedilen bu algoritmalar aslında başta daha çok tüketim odaklıydı. Yani hayat tarzınız, koyduğunuz fotoğraflar, ziyaret ettiğiniz siteler ya da tıkladığınız linkler üzerinden tüketim alışkanlıklarınızı tahmin ederek, en uygun reklamı ya da tüketim aracını karşınıza çıkarmak üzerine kuruluydu.

Fakat özellikle Trump’ın zaferiyle sonuçlanan 2016 ABD seçimleri sürecinde, pek çok uzman siyasi algoritmaların da varlığını fark etmeye başladı. Yani sağcıysanız, daha çok sağ tandanslı içerikler karşınıza çıkıyor. Ya da mesela sol tandanslıysanız, sizin görüşlerinize uygun uzmanların haberleri önünüze düşmeye başlıyordu.

Facebook’ta çalışan ve bu algoritma sistemini eleştiren Frances Haugen’in şu itirafları kayda değer:

“Facebook, algoritmayı daha güvenli olacak şekilde değiştirirlerse, insanların sitede daha az zaman harcayacaklarını, daha az reklama tıklayacaklarını, daha az para kazanacaklarını fark etti. Facebook’ta kimse kötü niyetli değil, ancak teşvik edilen şeylerin hiyerarşisi yanlış. Facebook, daha fazla içerik tükettiğinizde daha fazla para kazanıyor. İnsanlar duygusal bir tepki uyandıran şeylerle uğraşmaktan zevk alıyor ve ne kadar çok öfkeye maruz kalırlarsa, o kadar çok etkileşime giriyorlar ve o kadar çok tüketiyorlar.”

Uzun lafın kısası yani siz A görüşüne sahipseniz, sürekli sizin o görüşünüzü körükleyecek ve hatta daha ileri götürecek fikirler daha çok sosyal medya tüketmeniz ve tıklamanız için çıkarıyor. Özellikle bu durum, daha çok haber ve siyaset ağırlıklı olan Twitter için geçerli. Yalan haber ve troll ağlarına ek olarak, sürekli kendi fikrinizin kafanızda yankılanmasını anlatan bir kavram var. Şimdi ona bakalım.

YANKI ODASI NEDİR?

Bu kavramın adı yankı odası. Sosyal medya mecralarında benzer görüş ve inanç sahiplerinin fikir paylaştığı, bu görüş ve inançların sürekli tekrarlandığı ve karşıt görüşlerin yer almadığı tek taraflı iletişim biçimine ‘yankı odası etkisi’ denir.

Bu teoriyi anlamak için öncelikle, her gün saatlerimizi harcadığımız sosyal medya şirketlerinin kar amaçlı kurumlar olduğunu aklımızda bulundurmak gerek. Tercih edilmemek, bu şirketlerin reklam gelirlerini azaltacağı için kullanıcıların görmek istediği sonuçları karşılarına çıkarıyorlar. Filtreleme özelliği sayesinde kullanıcılar, çatışma yaşamayacakları ve görüş birliği içinde oldukları diğer kullanıcılarla bir araya daha çok geliyor.

Ayrıca, pek çok araştırmaya göre, doğruluğundan emin olmadığımız bilgiler, tanıdığımız birinden geliyorsa o bilgiyi doğru kabul etmemiz daha yüksek ihtimal. İşte tam da bu nedenlerle, sanal dünyada kendi belirlediğimiz çevrenin içindeyken doğruyla yanlışı ayırt edebilme kabiliyetimiz önemli ölçüde azalıyor. İlgimizi çekebilecek, fikirlerimizi değiştirebilecek görüşlerin varlığından dahi haberdar olmadan kendi yankı odamıza hapsoluyoruz.

Yankı odaları, kullanıcıları sınırlayan algoritmaları ile düşüncelerimizi destekleyen, kanaat ve inançlarımızı tekrar ederek kuvvetlendiren bir dijital ortam oluşturuyor.

İşte bu ortam, son seçimlerde de devredeydi. Bu nedenle hem iktidar, hem muhalefet zaferinden çok emindi. Ancak sonuçlar gösteriyor ki, sadece birinin analizleri sosyal medyanın çok ötesindeydi.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir